_ap_ufes{"success":true,"siteUrl":"alevihaber.ch","urls":{"Home":"https://alevihaber.ch","Category":"https://alevihaber.ch/category/alevilik/","Archive":"https://alevihaber.ch/2019/09/","Post":"https://alevihaber.ch/akpden-yeni-parti-onlemi-partide-kal-makami-kap/","Page":"https://alevihaber.ch/hesabim/","Attachment":"https://alevihaber.ch/akpden-yeni-parti-onlemi-partide-kal-makami-kap/attachment/52525/","Nav_menu_item":"https://alevihaber.ch/37422/","Custom_css":"https://alevihaber.ch/divi/","Dfp_ads":"https://alevihaber.ch/?dfp_ads=35135-2","Advanced_ads":"https://alevihaber.ch/advanced_ads/reklam/"}}_ap_ufee " />
Alevi Haber: Özgür, Bağımsız,Siyasi ve Ezilenlerin Haber Sitesidir.
Accueil / Ekonomi

Ekonomi

Kamil Koç artık Almanların

Reklamlar

Kamil Koç artık Almanların

Kamil Koç’un devri resmen onaylandı

Rekabet Kurumu, Kamil Koç’un Flixmobility’e satışını onayladı. Şirket ikinci kez el değiştirdi.

Türkiye’nin ilk otobüs firması Kamil Koç bir kez daha el değiştirdi. 1000 araçlık filosu bulunan ve 2013 yılında sermaye şirketi Actera Group’a satılan Kamil Koç’un Flixmobility GMBG’ye devri için Rekabet Kurumu’na yapılan başvuru sonuçlandı. Başvuruyu inceleyen Rekabet Kurumu, herhangi bir sorun olmadığını açıklayarak şirketin (Göksu Seyahat ve Taşımacılık AŞ) Flixmobility GmbH’ye devrini onayladı.

Rekabet Kurumunun internet sitesinde yer alan bazı devralma işlemlerine ilişkin duyuruya göre Interprint GmbH ve iştiraklerinin tek kontrolünün, Toppan Printing Co. Ltd. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.

Göksu Seyahat ve Taşımacılık AŞ’nin tek kontrolünün, Flixmobility GmbH tarafından devralınması işlemine izin verildi.

İyzi Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri AŞ’nin tek kontrolünün, MIH PayU B.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.

Smart Aviation Holdings SIA’nın tek kontrolünün Gediminas Ziemelis kontrolündeki FZE Procyone tarafından devralınması işlemine izin verildi.

Bilcare Research Swiss I AG ve Bilcare Research Swiss II AG’nin (Bilcare Research Group) tek kontrolünün, Tablet Packaging II B.V. aracılığıyla Lindsay Goldberg Fund IV tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.

DUVAR

Piyasalarda hareketlilik Dolar ve Euro yükselişe geçti

Piyasalarda hareketlilik Dolar ve Euro yükselişe geçti

Güne 5,70 TL’nin altında başlayan Dolar akşam saatlerine doğru günün en yüksek seviyesi olan 5.7275’i test etti. Euro da dolar gibi yükseliş eğilimine geçti ve 6,32 TL’yi gördü.

Piyasalar Merkez Bankası’nın (TCMB) önümüzdeki haftaki faiz kararına odaklanırken dolar/TL güne 5.70 civarında başlamıştı.

Dolar/TL öğle saatlerinden sonra yükselişe geçerek 5.7275’i test ederken, TL sert değer kazançları ve pozitif ayrışma ile başladığı haftanın son gününde gelişmekte olan ülke para birimlerinden negatif ayrışıyor.

Euro da 6,32 TL seviyesinden işlem görüyor.

TL haftanın ilk dört gününde dolar karşısında yaklaşık %2.5 değer kazanarak Temmuz ayı başından beri en iyi performansı gösteriyordu. Bu iyimserlikte enflasyon verilerinin Merkez Bankası’ndan beklenen faiz indirimlerinde elini kuvvetlendirmesi ve küresel düşük faiz beklentileri olmuştu.

Küresel ticaret savaşlarının baskısının hissedildiği dolar/TL haftaya 5.85 civarında başlamış, beklentilerin üzerine açıklanan büyüme ile beklentilerin altında artış gösteren enflasyonun desteğiyle düşüşe geçmişti.

Bu sabah ise güne 5.70 civarında başlayan dolar/TL, gün içinde sakin bir seyirle 5.6885-5.7275 bandında dalgalandı. Dolar/TL saat 16:30’da 5.7076/5.7097’den işlem görüyor. Kurun söz konusu seviyelerdeki seyri devam ediyor.

Haber3

Enflasyon canavarı geri döndü! Sepetteki 418 üründen 243’ü zamlandı

Enflasyon canavarı geri döndü! Sepetteki 418 üründen 243’ü zamlandı

Ağustos ayı enflasyon rakamları açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Enflasyon ağustosta beklentinin altında gerçekleşti. Tüketici fiyatları, ağustos ayında aylık bazda yüzde 0,86 artış gösterirken, baz etkisi nedeniyle yıllık TÜFE yüzde 16,65’ten yüzde 15,01’e geriledi.

TÜİK, ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Tüketici fiyatları, ağustos ayında aylık bazda yüzde 0,86 artış gösterirken, baz etkisi nedeniyle yıllık TÜFE yüzde 16,65’ten yüzde 15,01’e geriledi. Çekirdek enflasyon ise yıllık bazda yüzde 16,2’den yüzde 13,6 seviyesine geriledi.

TÜİK, ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,35, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,62 artış gerçekleşti.

TÜFE’de (2003=100) 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,35, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,62 artış gerçekleşti.

Aylık en yüksek artış yüzde 19,11 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda oldu

Toplam 13 kurumun katılımı ile gerçekleştirilen ankete göre, Tüketici Fiyatları Endeksi’nin (TÜFE) Ağustos’ta sigara ve doğalgaz başta olmak üzere zamların etkisiyle aylık %1.3 artış göstermesi, ancak baz etkisiyle yıllık enflasyonun Temmuz’daki %16.65’ten %15.51’e gerilemesi bekleniyordu.

Ana harcama grupları itibarıyla 2019 yılı Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan, eğitimde yüzde 4,26, konutta yüzde 2,04, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,89 ve lokanta ve otellerde yüzde 0,75 artış gerçekleşti.

Aylık en fazla düşüş gösteren grup yüzde 1,94 ile ulaştırma oldu

Ana harcama grupları itibarıyla 2019 yılı Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan giyim ve ayakkabıda yüzde 1,10 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,77 düşüş gerçekleşti.

Yıllık en fazla artış yüzde 41,42 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti

TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler yüzde 20,98, ev eşyası yüzde 20,13, lokanta ve oteller yüzde 18,52 ve eğitim yüzde 17,59 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.

Haber3

Almanya’daki Türk sucuk firması Egetürk’te uyarı grevi

Almanya’daki Türk sucuk firması Egetürk’te uyarı grevi

Almanya’ nın Köln kentinde bulunan Avrupa’ nın en ünlü Sucuk ve Et ürünleri üreticisi Egetürk’ ü Alman Nahrung Genuss Gaststätten (NGG yi Gıda, Yiyecek ve Eğlence Yerleri Sendikası olarak Türkçeye çevirebiliriz) ) sendikası yaklaşık 190 çalışanın Firma içi hakları , Firmada yapılan işe, işgücünün kalitesine göre ücret anlaşması talepleri nedeniyle sözleşme görüşmeleleri talebinde bulundu.

Mehmet Tanlı

NGG sendikası Kuzey RenVesfalya Temsilciliğinden ( KRV- NRW) Başkan Mohamed Bodih imzalı, Alman ve Türkçe yazan yayın yapan Medya ’ya yollanan basın açıklamasında şu satırlar, talepler yer aldı:

’’ Köln’ ün Feldkassel semtinde bulunan Egetürk küçük bir kasaplıktan bugün son model teknolojiyi kullanarak en kaliteli ürünleri üreten kendi alanında Avrupanın en tanınmış firmaları arasına girmiş, Marka olmuştur. Fabrikada çalışan 190 emekçinin yüzde 60 ı sendikamızın üyesidir. Egetürk’ te çalışan Üyelerimiz nitelikleri, yaptıkları işe göre ücret ödenmesini ve ek haklar talep ediyorlar. Biz buna sessiz kalamayız. Egetürk’ te şu anda ödemeler fena olmayabilir ama bu dev Firma hala bir Kasaphane olarak görülüyor ve Et sanayisinde Endüstriyel bir firma statüsünde görünmüyor ve o ölçütlere göre işcilere ödeme yapılmıyor. KRV Eyaletinde bu alandaki toplu iş sözleşmeleri sonlandıralı bir yıl oldu. Egetürk’te mükemmel bir şekilde çalışan sendikamızın üyesi işçilerin bu taleplerinin karşılanması gerekiyor.

Bizim Egetürk’ teki işcileri en iyi şekilde temsil edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Dikkat çekici olan yakın geçmişimizde zam talepleri görüşme komisyonlarının kurulması esnasında Egetürk şirketinin patronu Ahmet Emre Eden işci ücretlerine hemen biraz zam yaparak bizim mücadele gücümüzün farkına vardı ve bizi ciddiye aldı. ‘’ dendi. .

NGG Sendikası Egetürk’ e işcilerin taleplerini görüşmek için 29 Ağustos tarihini teklif etti. Bu görüşmelerde Sendika adına Thomas Bernhard masada olacak ve müzakerelerde işcilerin taleplerini Egetürk tarafına iletecek.

Geçinemiyoruz, direneceğiz

Patronun anlaşmaya yanaşmaması yada görüşmelerin tıkanması durumunda ise NGG ve Egetürk İşci Temsilciliğinden aldığımız bilgilere göre ay sonunda Avrupanın en büyük Türk firması olan Egetürk’ te uyarı grevi yapılacak.

1966 da işe küçük bir kasap olarak başlayan Burhan Öngören ve Egetürk’ ün o zamanki kurucusu, sahipleri bugün Köln’ de 66 bini kapalı toplam 70 bin metre karelik bir alana yayılan üretim tesislerinde günlük 150 ton sucuk üretip, toplam 49 farklı hepsi kaliteli, leziz et ürününü piyasaya süren devamlı büyüyen, gelişen Milyonlarca Avro Ciro yapan sağlıklı bir Firma. Bu nedenle Sendika ve Egetürk çalışanları “Firmamızda İşler, üretim gayet iyi. Burada severek çalışıyoruz. İstediğimiz talepler ve akabinde ödenecek ücretlerde Egetürk gibi bir Firma için çok büyük ücretler değil. Biz güvence istiyoruz. Patronumuzun sağduyulu davranması gerekiyor ve bir an önce bunu masada çözmemiz gerekiyor.  Almanya pahalı bir ülke birçoğumuz tek başımıza aile geçindiriyoruz, zorlanıyoruz. Diğer türlü bu iş uzarsa, biz hakkımızı alana kadar buradayız” ifadelerini kullanıyorlar.

Objektif haber yapmak için Egetürk`ün Genel Müdürü Ahmet Eden ile görüşme onun yada firmadan başka birinin konuyla ilgili görüşünü alma çabamız telefona çıkan ve son derece sert bir Tonla, saygısızca davranan Alman büro görevlisinin ” Gazeteci olabilirsiniz bu yetmez randevu almanız lazım Bay Eden ile öyle hemen telefonda konuşamazsınız, Ahmet Eden şu an burda değil” diyerek boşa çıkarılmıştır.

Sanırım Egetürk ile ilgili NGG Sendikasının Alman basınına yaptığı Basın açıklamasıyla ilgili çıkan haberler Firma yöneticilerini hayli germiş ve kızdırmış olsa gerekki bize böyle bir muamele yapıldı.

Tele1

Hatanın bedeli 30 milyar dolar

Hatanın bedeli 30 milyar dolar

Eski bankacı Kerim Rota, mevduat faizi siyasi baskıyla düşük tutulduğu için dolarizasyonun arttığını, “TL’yi savunmak” adına TCMB’nin 30 milyar dolarlık rezervinin kamu bankalarına kullandırıldığını söyledi.

2010-2018 yılları arasında Akbank’ta Hazine’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmış olan eski bankacı Rota, yılın ilk 6 ayında Merkez Bankası’nın (TCMB) 30 milyar dolarlık döviz rezervinin kamu bankaları eliyle kullanıldığını ancak hataların başka bir hatayla telafi edilmeye çalışılması sonucunda yurttaşların dövize yöneldiğini dile getirdi.
Rota, mevduat faizlerinin siyasi talimatla düşük tutulmasının dolarizasyona neden olduğunu, TL fonlamada yaşanan sıkıntının bankaların türev işlemlerden büyük zarar etmesine neden olduğunu, bankaların zararları komisyon ücretlerini artırarak telafi etmeye çalıştığını belirtti.

– TCMB rezervleri haziran sonu itibarıyla olması gerekenin 30 milyar dolar altında. Bu durum neden kaynaklanıyor, bu para nereye gitti? Biraz mekanizmayı ve sonuçlarını anlatabilir misiniz? 
Yılın başında TCMB politika faizi yüzde 24 iken ekonomi yönetimi hem faizi hem kuru kontrol etme hevesiyle Bankalara mevduat faizini yüzde 20.5 dan daha yüksek vermemelerini tavsiye ederek uygulanmasını yakın takip etti. Böylece yabancı yatırımcıların gördüğü TL faizi yüzde 24 iken, TL mevduat sahibi vergi sonrası yüzde 17.5 net alabildi. Yılın ilk 3 ayında enflasyon beklentileri bunun üzerinde olduğu için de, negatif reel faize razı olmayan mevduat yatırımcısı dövize yöneldi. Bu yönelme ilk 3 ayda 20 milyar doların üzerinde bir tutara ulaştı. Mart sonunda bu dengesiz faiz politikası yabancı banka raporlarına da yansıyınca hem yabancı hem yerli yatırımcı alımları kurların daha da yükselmesine neden oldu. En başta yapılan hata başka bir hata ile telafi edilmeye çalışılarak bu kez Londra’da oluşan TL piyasasına yerli bankaların fon sağlamaması tavsiye edildi.
Böylece Londra’da TL faizlerinin yüzde 1000’leri görmesi sağlandı. Ardından TCMB rezervleri “arka kapı” tabir ettiğimiz şeffaflıktan uzak bir şekilde bazı kamu bankalarına kullandırıldı. Bu bankaların “TL’yi savunmak” adı altında bu rezervleri satarak kuru kontrol altına almaya çalıştıkları görüldü. Tüm bu hataların rezerv ve itibar kaybından başka bir sonuç vermediği deneme yanılma yolu ile görüldükten sonra TL mevduatlardaki yüzde 20.5 sınırı kaldırıldı. Bunun ardından dolarizasyon durdu ve TL değer kazanmaya başladı. Bu hatalar sonucunda TCMB rezervlerinden 30 milyar dolar eksildiğini gördük. Tabii ki bu kadar büyük bir kaybı gizlemek adına TCMB bankalarla haftalık swap açarak bu kaybı en azından kağıt üzerinde azalttı. Ancak sonuçta TCMB kendine ait rezervlerden vazgeçerek “borç rezerv” biriktirdiği için bu rezervlerin yeterliliği ve sağlığı da sorgulanır oldu.

– TCMB swap yoluyla politika faizinden daha düşük faizden fonlama sağlamaya başladı. 3 aylık swap’ta faiz yüzde 15.5 seviyesine kadar düştü. Londra yerine TCMB’nin swap aracını kullanması ve politika faizinden daha düşük faizle fonlama yapılmasının getirisi ya da götürüsü ne olur? Londra ile TCMB fonlaması arasındaki farklar nedir?
Londrada oluşan TL piyasası 5 yıl vadeye kadar TL likidite sağlayan bir piyasa idi. Bu piyasanın ana kaynağı yüksek kredi derecesine sahip Avrupalı bankaların ihraç ettiği TL tahvillerdir. Bireysel ve kurumsal yatırımcılara satılan bu tahvillerden elde edilen TL kaynak, swap yoluyla Türk bankalarına aktarılıyordu. Bu da Türk bankalarının uzun vadeli TL kredi verebilmesine olanak sağlıyordu. Türk bankaları borç verdiği her 1 TL’ye karşılık bu piyasadan 10 TL uzun vadeli borç alabiliyordu.
Maalesef ekonomi yönetimi tarafından Londra’da oluşan bu piyasa da tamamen TL spekülasyonu yapan bir piyasa olarak görüldü ve likiditesi kısıtlandı. Bu piyasanın likiditesi ve geçişkenliğin azalması nedeniyle bankaların uzun vadeli TL yaratma imkanı ortadan kalktı. İşte bu nedenle TCMB kredi hacminin artması amacıyla bankalara vadeli swap da sağlamaya başladı. Aslen bir merkez bankasının vadeli para sağlayarak getiri eğrisine müdahil olması yerine, politika faizi ile piyasalara yön vermesi gerekir. Vadeli faizler politika faizinden düşük olduğu için bu kez TCMB kendi faizinden düşük faizle fon sağlar hale geldi. Sonuçta sağlıklı çalışan bir swap piyasasına müdahale edilince TCMB o piyasanın yerine geçmeye çalıştı. Ancak TCMB’nin maksimum 6 ay vadede ve kısıtlı tutarda bu imkanı sağladığı göz önüne alınırsa, bankalar imkanları olduğunda daha uzun vadeli ve derin Londra swap piyasasında işlem yapmayı tercih edeceklerdir.

– Bankalarının bilançolarnda türev işlem zararları dikkat çekiyor. Örneğin Ziraat Bankası’nın 6 aylık türev işlem zararı 4.5 milyar TL. Bu ne anlama geliyor ve nedenleri ne olabilir?
Yukarıda anlattığımız nedenlerden Türkiyede 2019’da önemli bir dolarizasyon oluştu. Yabancı para mevduatlar artarken, TL mevduatlar artmadı. Buna karşın kredilerde önemli bir artış olmazken, artan kredi miktarı tamamen TL’den oluştu. Bu da bankalarda yabancı para likiditesi artışına karşın TL ihtiyacı ortaya çıkardı. Bankalar bilançolarındaki bu çarpıklığı yüklü çapraz para swapları yaparak dengelediler. Bu swapların doğası gereği ödenen faiz “türev zararı” kalemine gider. Dolayısıyla yüklü türev zararı olması her zaman spekülatif bir işlem yapılarak zarar edildiği anlamına gelmez. Ancak şunu da gözardı etmemek gerekir; bu şekilde ortaya çıkan türev zararları aslen “net faiz gelirinde” o ölçüde bozulma anlamına gelir. Dolayısıyla geçtiğimiz yıla göre net faiz gelirlerindeki bozulma görünenden daha fazladır. Bankalar komisyonlar ve gider kontrolleri ile ilk 6 ayda bu kayıpları telafi etmeye çalıştılar.

– Dünyada merkez bankaları tekrar parasal gevşeme adımları atmaya başladı. 2008-2009 krizi sonrası olduğu gibi tekrar Türkiye’ye para yağar mı? Yılın ilk 7 ayı itibarıyla portföy girişlerinde pozitif bir tablo yok, gelecek aylarda durum değişir mi?

Parasal gevşeme gelişen ülkeler için çok büyük bir şans. Ancak bu kez parasal gevşeme 2009’dakinden çok farklı. O dönem bir likidite ve bankacılık krizini bastırma amaçlı parasal gevşeme yapılmıştı. Gelişmekte olan ülkeler ise düzgün mali politikalar, kredibilitesi olan para politikaları ve düşük borçlulukları ile bir çekim alanı oluşturmuştu. Bu kez ticaret savaşları ve korumacı politikalar nedeniyle oluşan tepkisel bir parasal gevşeme var. Bu kez Türkiye maalesef Merkez Bankası bağımsızlığını tartışan, yüksek borçlu, kamu mali disiplinini yitirmiş, liyakatı gözetmemiş ve özerk olması gereken kurumların bağımlı olduğu bir durumda. Zaten ülke risk primi CDS’in Arjantin’den sonra en yüksek olması bunu gösteriyor. Bu nedenle ticaret savaşlarından oluşacak kaotik durumun bize yarayacağı hayalinden uzaklaşıp ülke risk primini düşürmeye odaklanmak gerekiyor.

– Kamu bankaları mevduat faizlerinin çok altında yaklaşık yüzde 12 faizle konut kredisi kampanyası başlattı. Gerçi uzun vadeli ama bu faiz oranları görev zararına neden olur mu?
Türkiye’de bir bankanın bugünkü şartlarda vadeli mevduatı, zorunlu karşılık ve TMSF giderini de düşününce ortalama yüzde 18’den aşağı mal etmesi çok zor. Bu şartlarda bunun 6 puan altından uzun vadeli de olsa kredi teklifi sunması ancak siyasi ve sektörel nedenlerle mümkün. Bu tür bir konut kredisinin sunulması kısıtlı ve pahalı kaynakların seçici bir şekilde belli kişi ve kurumlara aktarılması anlamına gelmekte.
Bu kredilerin çifçi ve esnafın desteklendiği ve yasal çerçevesi bulunan “görev zararı” kapsamına alınacağını düşünmüyorum. Siyaset kurumunun talebi ile ortaya çıkan bu zararı bankaların üstlenmek zorunda kalacağını düşünüyorum.
Bankalardaki sorunlu kredilerle ilgili yapılandırma yasası çıktı ancak özellikle inşaat ve enerji için kurulması planlanan fonlarda bir ilerleme sağlanamadı. Sizce bunun nedeni nedir?
Bankalarda oluşan sorunlu kredilerde henüz hem kredi kullananlar, hem de kredi verenler açısından “kabullenme” aşamasının tamamlandığını düşünmüyorum. Seçici bazı sektörlerde sorunu tespit etmek önemli olsa da, aslen genel bir sermayelendirme ve şüpheli alacaklara talep gösterecek yatırımcının güvenini sağlamak gerekmekte. Aksi takdirde yeni likidite ve sermaye girişi olmadan yapılacak her aksiyon zaman kazanmaya dönük olacaktır.

– TCMB’de başkan değişimi ve sonrasında gelen üst düzey görevden almaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle görev süresi dolmadan bir Merkez Bankası başkanının görevden alınabilmesi kurumun bağımsızlığının olmadığını tüm yatırımcılara gösteren bir durum oldu. Bu en önemli sermayesi itibarı olan bir kurum için çok ağır bir travma anlamına geldi. Yeni başkan ve yönetimin çok dezavantajlı bir başlangıç yapmasına da neden oldu.
Her yeni yöneticinin kendi kadrosu ile çalışma hakkı olduğu muhakkak. Ancak merkez bankaları gibi itibarı göz önünde olan kurumlarda kurumsal hafızanın çok önemi var. Dolayısıyla bu tür görevden alma ve atamaların kurumsal kimliğe zarar vermeyecek bir iletişim planı dahilinde olması beklenirdi. Son görevden almalar maalesef toplu bir kadrolaşma eğilimi görüntüsü vererek o görevlere yeni atanacak belki de gerçekten liyakati yüksek kişilere de çok dezavantajlı bir başlangıç yaptırdı.

Cumhuriyet

THY’de rekor düşüş

THY’de rekor düşüş

Türk Hava Yolları’nın ikinci çeyrek kârı açıklandı. Şirketin ikinci çeyrekte net kârı %70 düşüşle 133 milyon TL oldu.

Türk Hava Yolları’nın ikinci çeyrekte net kârı geçen yıl aynı döneme göre yüzde 70 düşüşle 133 milyon lira oldu. Şirketten dün akşam KAP’a yapılan açıklamada, şirketin toplam hasılatı ise aynı dönemde yüzde 35 artışla 18.7 milyar lira oldu.

Cumhuriyet

Merkez Bankası’ndan yeni hamle

Merkez Bankası’ndan yeni hamle

Merkez Bankası yabancı para zorunlu karşılık oranlarını tüm vadelerde 100 baz puan artırdı. Kararla birlikte piyasadan 2,1 milyar dolar likidite çekilmesi bekleniyor.

Merkez Bankası, yabancı para zorunlu karşılık oranlarını tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artırma kararı aldı.

Dolar cinsi tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara uygulanan faiz oranı 100 baz puan indirilerek yüzde 1 olarak belirlendi.

Merkez Bankası’nın bu adımıyla birlikte piyasadan yaklaşık 2,1 milyar dolar likiditenin çekilmesi bekleniyor.

Cumhuriyet

Otomobil satışlarında yüzde 63 düşüş

Otomobil satışlarında yüzde 63 düşüş

Otomotiv Distirbütörleri Derneği verilerine göre 2019 yılı Temmuz ayında otomobil satışları bir önceki yıla göre yüzde 63.36 düştü ve 15 bin 398 tane oldu. Geçen yıl 42 bin 24 otomobil satışı gerçekleşmişti.

Otomotiv Distirbütörleri Derneği’nin (ODD) verilerine göre Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2019 yılı ilk yedi ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %47,53 azalarak 213.071 adet olarak gerçekleşti. 2018 yılı ilk yedi ayında 406.082 adet toplam pazar gerçekleşmişti.

Otomobil satışları, 2019 yılı ilk yedi ayında geçen yıla göre %45,96 oranında azalarak 171.776 adet oldu. Geçen yıl aynı dönemde 317.894 adet satış yaşanmıştı. Hafif ticari araç pazarı, 2019 yılı Ocak-Temmuz döneminde geçen yıla göre %53,17 azalarak 41.295 adet oldu. 2018 yılı aynı dönemde 88.188 adet satış gerçekleşmişti.

2019 yılı Temmuz ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %63,36 azaldı ve 15.398 adet oldu. Geçen sene 42.024 adet satış gerçekleşmişti. 2019 yılı Temmuz ayında hafif ticari araç pazarı 2018 yılının Temmuz ayına göre %76,39 azaldı ve 2.529 adet olarak gerçekleşti. Geçen sene 10.710 adet satış yaşanmıştı.

Tele1

Doğalgaza büyük zam!

Doğalgaza büyük zam!

BOTAŞ’ın ilan ettiği doğalgaz toptan satış fiyatları kapsamında doğalgaz fiyatlarında konutta yüzde 14,97, sanayi bölgelerinde yüzde 13,73 oranında zam oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK) doğalgaz fiyatlarına yüzde 13,73 ila yüzde 14,97 oranında zam yapıldığı bildirildi.

EPDK’dan yapılan açıklamada, Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin ilan ettiği doğalgaz toptan satış fiyatları kapsamında, konut tüketicilerinin de dahil olduğu yıllık 300 bin metreküp ve altı tüketiciler için nihai doğalgaz satış fiyatlarında ortalama yüzde 14,97 oranında artışa gidildiği kaydedildi.

Tüketimi yıllık 300 bin metreküp ve üzerindeki tüketicilerle, Organize Sanayi Bölgeleri ve Sıkıştırılmış Doğalgaz üretimi amaçlı doğalgaz kullanan tüketiciler için ise ortalama yüzde 13,73 oranında zam yapıldığı aktarıldı.

Açıklamada, yeni fiyatların 1 Ağustos 2019 tarihinden itibaren geçerli olacağı bilgisine yer verildi.

Kaynak:Halk TV

Önce Fitch şimdi de S&P! Türkiye’ye bir kötü haber daha

Önce Fitch şimdi de S&P! Türkiye’ye bir kötü haber daha

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, ABD yaptırımlarının özellikle Türkiye’nin bankacılık sektörünü hedef alması halinde ülkenin kredi notunun düşürülebileceğini belirtti.

S&P, Türkiye’yi B+ kredi notu ve durağan görünümle derecelendiriyor ancak Fitch’in Cuma günü Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi yakında daha fazla not indiriminin olup olmayacağına dair soru işaretleri yarattı.

Başlıca üç kredi derecelendirme kuruluşu olan S&P, Moody’s ve Fitch, Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyenin altında derecelendiriyor.

KREDİ NOTUNUN DEĞİŞMESİ PEK OLASI DEĞİL

Türkiye’nin ülke kredi notu analisti Maxim Rybnikov, “Amerikan yaptırımlarının ılımlı olması ve bankaları olumsuz etkilememesi halinde ülke kredi notunun değişmesi pek olası değil” açıklamasını yaptı.

Rybnikov, Türkiye B+ kredi notunda birçok riskin dikkate alındığını söyledi. Ancak yaptırımların bankacılık sistemini hedef alması halinde ise bankaların vadesi gelen borcunu çevirmek için yabancı sermaye piyasalarına erişime ihtiyacı olmaya devam ettiğini, bu yüzden böyle bir durumda ülke notunun da düşürülebileceğini ekledi.

Rybnikov aynı zamanda yaptırımların yabancı sermaye piyasalarına erişimi sınırlaması halinde Türkiye’nin ya IMF ya da sermaye kontrolleri gibi zor seçenekler arasında tercih yapması gerekebileceğini ifade etti.

Rybnikov’un açıklamalarına göre IMF anlaşması politik olarak zor olabilir, ancak sermaye kontrolleri kesinlikle zarar verici olabilir. Rybnikov, Türkiye ekonomisinin tarihsel olarak yabancı sermaye akışlarına bel bağladığını belirterek, sermaye kontrollerinin gelmesi halinde ise bu büyüme modelinin ortadan kalkacağını söyledi.

TCMB Başkanı’nın görevden alınması konusunda ise Rybnikov son yıllarda TCMB’nin imkan ve kabiliyetlerine zarar veren siyasi baskılar altında olduğunu söyledi.

Halk TV

%d blogcu bunu beğendi: