_ap_ufes{"success":true,"siteUrl":"alevihaber.ch","urls":{"Home":"https://alevihaber.ch","Category":"https://alevihaber.ch/category/alevilik/","Archive":"https://alevihaber.ch/2019/09/","Post":"https://alevihaber.ch/yandas-medyanin-basin-mensuplari-birbirine-girdi/","Page":"https://alevihaber.ch/hesabim/","Attachment":"https://alevihaber.ch/yandas-medyanin-basin-mensuplari-birbirine-girdi/kavaga-400x240/","Nav_menu_item":"https://alevihaber.ch/37422/","Custom_css":"https://alevihaber.ch/divi/","Dfp_ads":"https://alevihaber.ch/?dfp_ads=35135-2","Advanced_ads":"https://alevihaber.ch/advanced_ads/reklam/"}}_ap_ufee " />
Alevi Haber: Özgür, Bağımsız,Siyasi ve Ezilenlerin Haber Sitesidir.
Accueil / Güncel

Güncel

Yandaş medyanın basın mensupları birbirine girdi!

Reklamlar

Yandaş medyanın basın mensupları birbirine girdi!

Diyarbakır HDP İl Binası önünde çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığı iddiası ile oturma eylemi yapan aileleri görüntülemek isteyen yandaş kanalların muhabirleri ve kameramanları arasında tekmeli tokatlı kavga çıktı…

Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre kavgaya tutuşan “havuz” muhabir ve kameramanları polis ve orada bulunan diğer basın çalışanları ayırdı.

MA’dan yapılan açıklamada, “Alanda bulunan bazı ‘gazeteciler’ kameramıza yansıyan görüntülerin yayınlanmaması konusunda muhabirimize baskı uyguladı” ifadeleri kullanıldı.

MA’da yer alan haberde hangi kurumun muhabir ve kemramanlarının kavga ettiğine dair bir bilgi verilmedi.

Tele1

AKP’den yeni parti önlemi! Partide kal makamı kap…

AKP’den yeni parti önlemi! Partide kal makamı kap…

AKP yönetimi partideki istifaları durdurabilmek için her gün yeni bir önlem alıyor. Partinin yeni hamlesi küskün vekillere ve teşkilat başkanlarına yeni makam – mevki vermek. İşte ayrıntılar…

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve arkadaşlarının AKP’den ayrılmasının ardından eski vekiller ve teşkilat başkanlarından neredeyse her gün bir istifa haberi gelirken; AKP yönetimi geçişleri engellemek için çeşitli arayışlara girdi. Cumhuriyet’ten Emine Kaplan’ın haberine göre; eski vekil ve teşkilat başkanlarına, özellikle büyükşehirlerde belediye şirketlerinde üst düzey yöneticilik vaadinde bulunulduğu, kırgın ve küskün eski yöneticiler ziyaret edilerek, ekim ayında başlayacak kongrelerde yönetimde görev önerildiği belirtiliyor. Erdoğan’ın muhalefet partileri de dahil tüm büyükşehir belediye başkanlarını Saray’a çağırmasının altında yatan nedenlerden birinin de “Parti kapsayıcı politikalarına geri dönüyor” algısı yaratılması olduğu kaydediliyor.

İhraç istemiyle disipline sevk edilen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, 3 eski milletvekili ve 2 eski il başkanının basın toplantısıyla AKP’den istifa ettiklerini açıklamalarının ardından AKP’den ne kadar istifa olduğuna ilişkin henüz bir rakam ortaya çıkmazken, AKP yönetimi de üye sayısının düşmesini önlemek ve sayıyı artırmak için çalışma yapıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son il başkanları toplantısında partinin üye sayısının 290 bin düştüğünü açıklamış, bu sayının da yüzde 95’inin ölümlerden kaynaklandığını söylemişti. Erdoğan, partinin üye sayısının 10 milyonun üstünde olduğunu açıklamasına karşın Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’nın verilerine göre üye sayısının son 1 yılda 800 bin azalarak 9 milyon 874 bine düştüğü ortaya çıkmıştı.

VAATLER VERİLİYOR

AKP yönetimi, her ne kadar yeni oluşumların partiye bir zarar vermeyeceği, geçişlerin sınırlı kalacağı, siyasette kalıcı olamayacakları, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’ı yüzde 50’nin altına düşürmeyi hedefledikleri, bunda da başarılı olamayacaklarını savunsa da üye kaybını önlemek ve yeni partilere geçişleri engellemek için bir dizi çalışma başlattı. Davutoğlu’na yakın isimler, partide bir dönem etkin olan, ancak daha sonra dışlanan ağır topları Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu, bakan yardımcılıkları, bankalar ve kamu şirketlerinin yönetim kurulu üyeliklerine atama yönteminin şimdi de özellikle büyükşehirler olmak üzere belediyelerin şirketlerinde uygulandığını belirtiyor. Partiden istifa etmemeleri için eski milletvekilleri ve teşkilat başkanlarının aranarak makam-mevki önerildiğini kaydeden aynı isimler, kırılmış ve küsmüş eski yöneticilerin ziyaret edilerek partiden kopmamaları istendiği, belde, ilçe ve il kongrelerinde yapılacak yönetim değişikliklerinde kendilerine de görev verilebileceğinin söylendiğini dile getiriyor.

“GEÇMİŞE DÖNÜŞ” HAVASI

23 Haziran İstanbul seçiminden önce sık sık “Belediye meclislerinde çoğunluk bizde” diyerek muhalefet partilerinin belediye başkanlarını çalıştırmayacakları mesajı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, muhalefet parti ayrımı yapmaksızın 30 büyükşehir belediye başkanını toplantıya çağırmasıyla oluşan yumuşama havasının altında yatan nedenlerden birinin de yeni parti hazırlıkları olduğu yorumu yapılıyor. İstanbul seçiminin ardından “Parti fabrika ayarlarına dönmeli, kutuplaştırıcı değil tüm toplum kesimlerini kapsayıcı siyaset izlenmeli” eleştirilerine üzerine “Parti kapsayıcı politikalarına geri dönüyor” algısının yaratılarak, parti içinde ve tabanındaki rahatsızlığın giderilmesinin amaçlandığı yorumu yapılıyor.

Kaynak:Halk TV

MEB’den “tarikat okulu” açıklaması! Zafer çocukların… 

MEB’den “tarikat okulu” açıklaması! Zafer çocukların…

Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki 3 köyde 60 öğrencinin bir tarikat okuluna kaydının alınması tepkilerin odağı olmuştu. Yaşananların ardından Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü velilerin çocuklarını istedikleri okula göndermekte özgür olduğunu söyledi

Eskişehir’in Sivrihisar İlçesi’nde Milli Eğitim Müdürlüğünün Göktepe, Kaldırım ve Ahiler Mahallesi’nde yaşayan 60 öğrenciyi, Menzil tarikatının merkezi olduğu ve tarikatın önde gelen isimlerinin yaşadığı iddia edilen Buhara köyünde açılan yeni ilköğretim okuluna gitmeye zorlaması kriz yaratmıştı. Milli Eğitimin ‘Buhara dayatmasına’ karşı çıkan veliler ise boykot kararı alarak çocuklarını bir haftadır okula göndermiyordu. Sözcü’den Kemal Atlan’ın haberine göre; çocukların eski okullarına dönmeleri için ilk adım atıldı.

İlçe Milli Eğitim Müdürü Eyüp Mutlu, velilere çocuklarını istedikleri okula göndermekte ‘özgür’ olduklarını açıkladı.

“VELİLERE BİR DAYATMA OLMAMIŞ”

Yaşanan gelişmeler sonrası İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yazılı bir açıklama da yapıldı. Velilere bir dayatmanın söz konusu olmadığı ifade edilen açıklamada, “2015 yılında tamamı genel bütçeden ayrılan ödenekle ilçemiz Buhara Mahallesi’ne 8’er derslikli ilkokul ve ortaokul binası yapımına başlanmış ve 2018 yılı sonu itibariyle tamamlanarak 2019-2020 eğitim öğretim yılı itibariyle taşıma merkezi Buhara İlkokulu ve Buhara Ortaokulu olarak eğitim öğretime açılması planlanmıştır. Maarif Müfettişleri tarafından düzenlenen 24/05/2019 tarih ve 21 sayılı raporda, Buhara İlkokulu ve Ortaokuluna Ahiler, Kurtşeyh Göktepe, Kaldırım, Benlikuyu, Buzluca ve Sığırcık Mahallesi öğrencilerinin taşınmaları, bir önceki öğretim yılına göre katlettikleri mesafenin önemli ölçüde azalmış olması, kamu yararı ve öğrencilerimizin sağlıklı gelişimi göz önünde bulundurularak, İlçe Planlama Komisyonu kararı ile İl Değerlendirme Komisyonu onayları ile uygulama konulmuştur” ifadeleri aktarıldı.

“CEZAİ YAPTIRIMLA KARŞILACAKLARI GÜNDEME GELMEDİ”

Velilere herhangi bir dayatmanın yapılmadığının altının çizildiği açıklamada, “Öğrencilerimizin okula devamını sağlamak ve öğrenci velilerimizdeki endişe ve kaygıları ortadan kaldırabilmek, aynı zamanda güven tesis edebilmek için İl Milli Eğitim Müdürümüz, İlçe Kaymakamımız ve İlçe Milli Eğitim Müdürümüz ile İlçe Jandarma Komutanımızdan oluşan heyetimiz öğrenci velileri ile yüz yüze, sıcak ve samimi bir ortamda görüş alışverişinde bulunmuşlardır. Bu görüşme esnasında velilerimize kesinlikle herhangi bir okul dayatması ya da zorlaması yapılmamıştır. Hiçbir şekilde cezai yaptırımlarla karşılaşacakları konusu gündeme gelmemiştir” denildi.

“AMAÇ, GÜVENLİ OKUL PROJESİNİ HAYATA GEÇİRMEK”

Güvenli okul projesine de değinilen açıklamada, “Heyet içerisinde İlçe Jandarma Komutanın bulunma sebebi tamamen velilerimizde var olduğu iddia edilen güvenlik endişelerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bir anlamda devletimizin güvenlik birimlerinin, çocuklarımızın güvenli seyahat edilebilmelerinin yanında güvenli okul projesini hayata geçirme gayretleridir” ifadelerine yer verildi.

Kaynak:Halk TV

 

İmamoğlu’ndan Soylu yorumu: Bazı şeyler geçmişte kaldı

İmamoğlu’ndan Soylu yorumu: Bazı şeyler geçmişte kaldı

İmamoğlu, İçişleri Bakanı Soylu’nun kendisi hakkında tehditvari sözler sarf etmesi ve Adnan Menderes’i anma etkinliğinde kendisiyle karşılaşmasında yaşananlara dair değerlendirme yaptı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir televizyon programında İBB olarak planladıkları projeleri, 77 günde yaptıklarını anlattı

İBB’deki işlerine son verilen kişilerin 31 Mart ile 23 Hairan arasında işe alındığını vurgulayan İmamoğlu, daha önce seçim sürecinde söz verdikleri gibi işe alımlarda liyakate önem vereceklerini ve partizanlık yapmayacaklarını, işten çıkarmalara bu açıdan bakılması gerektiğini söyledi.

İmamoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP’li belediyelere kayyım atandığı süreçte İstanbul belediye başkanlığı için de tehditvari sözler sarf etmesi ve Adnan Menderes’i anma etkinliğinde kendisiyle karşılaşmasında yaşananlara dair ise “geçmişte kaldı” ifadesini kullandı.

Ekrem İmamoğlu’nun Haber Global canlı yayınında söyledikleri özetle şöyle:

“Orada elbette bir oturma düzeni vardı, herkesin yeri belliydi. Oturduk, naklen yayından sonra ben konuşmamı yaptım. Sonra o esnada sandalye kırıldı, biraz yere düştük haliyle. Sonrasında ikinci sandalye de öyle sıkıntılıydı, sonra üçüncüyü verdiler. sayın Cumhurbaşkanı “İsraf ediyorsun” gibi bir espri yaptı, ben de kendisine “İsraf değil, sandalye yanlış” gibi bir söz söyleyince o yine “İsraf ediyorsun” dedi. Ben de “İkinciye sağlam otururuz” dedim. Bir kere söyleyeyim sandalyenin sahibi ben değilim. Her şeye rağmen ben oradaki süreci talihsizlik olarak yorumluyorum, her ne kadar kamuoyu böyle yorumlamasa da.”

“Tabii orada birçok arkadaşımız kendi illeriyle ilgili yerel sorunlara değindi ama İstanbul öyle bir masada konuşulacak bir şehir değil… Kentsel dönüşümle ilgili bir toplantı yaptı Çevre ve Şehircilik Bakanımız, İBB’den kimse davet edilmedi. Tüm konuları bizim Çevrecilik, Ulaştırma, Turizm ve Tarım bakanımızla konuşabiliyor olmamız gerekir. Valimizle zaten her hususu görüşüyoruz. Bazı konular vardır ki İstanbul üzerinde bir takım koşulların hızlıca devreye sokulması gerekilebilir. Bunun muhatabı olarak herkes dahildir, devletin her kurumuyla konuşabilme konusunda her zaman kapıyı çalmaya hazırız. Kimseye mesafe koyamayız. Hatırlatırım ki hiç kimsenin de böyle de bir hakkı yoktur. Şimdi o hizmet sürecini biz en iyi şekilde hazırlayacağız, tüm şeffaflığımızla. Herkes işini yapsın, toplum fayda görsün.”

YENİKAPI’YA ÇEKİLEN ARAÇLAR:

“Şu anda Ağustos ayı bitti, sanki biz 8 aydır görevdeyiz. Hayır, 2,5 ay. Birçok konunun çözümü için insanların beklentisi var. Saygıyla karşılaşıyorum. Biraz net aydınlatmak istiyorum. Birincisi Allah aşkına israfın küçüğü büyüğü olur mu? Bakın israfla alakalı verdiğimiz mücadeleyi Türkiye’nin bugünki ekonomisi gereği bizi ilk alkışlaması gereken, örnek göstermesi gereken sayın Cumhurbaşkanı. Çünkü biz kamunun parasını koruyoruz. Bir araç konusunda israf olduğunu iddia ettik, toplum görüyordu, çalışanlar biliyor. Bir kere 730 aracı ihtiyaç fazlası olduğu için iade ettik. Mazbatamız alındıktan 23 Haziran’a kadar 514 araç iade edildi. Yaptığımız tespitlere göre bunların en az 100 tanesi markası yüksek, ücreti yüksek araçlardı. Toplamda 1250 aracın bu kuruma israf bedeli 50 milyon lira. 5 yılda 250 milyon lira. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 125 tane kreş demek. 13-14 bin çocuğumuza okul öncesi eğitim vermek demek.”

“Diyorlar ki ‘madem geri iade ettin İSKİ’ye niye yeni araç aldın’. Madem her şey güllük gülistanlık, o seçim arasında 514 aracı niye iade ettiniz. Eski müdür İSKİ’yle ilgili 2 yıllık araç ihalesi istedi. O hazırlanmış şartnameyle İSKİ’nin hizmet araçlarıyla alakalı 5 aylık ihaleye çıkıldı. Kaç araç, 990. Bizim belirlediğimiz hizmet araçları değil bu araçlar. Her kurumun kendi içinde ihale düzeni vardır. Arkadaşlarımın yaptığı çalışmayla 2019 Aralık’ta yapılacak yeni ihaleyle 750 araç alınacak. 5 yılda 50 milyon daha tasarruf etmiş olduk. Toplamda 5 yıllık dönemde araçla ilgili tasarrufumuz 300 milyon lira. Bu İstanbul’da kuvvetliyim diyen bir ilçenin 1 yıllık bütçesi. Biz yanlışı düzeltiyoruz. Tabii ki soruşturma açacağız, yapılan bir yanlış varsa, soruşturmaya müsaitse bunun ucunu bırakır mıyız?”

‘İŞ ELBİSELERİNİ UÇUZA ALDIK’

“İşi engelleyen bir tasarruftan bahsetmiyorum. İşi yok sayan bir israf tanımımız yok. Birkaç örneği vereyim israfla ilgili, anlamsız bir harcama yapmamak, sizin yapınız varken tek bir binaya 2 milyon 250 bin lira ödememek, 2018 yılında daha az sayıda iş elbisesi, aynı kalitede 7,5 milyona alıyorsunuz, daha fazla iş elbisesini zamlara rağmen 3,5 milyona alıyoruz. Bütün bunlar soruşturulacak.

‘CUMHURBAŞKANI BİZİ TAKDİR ETMELİ’

“Cumhurbaşkanı’nın 94 yılında yaptıklarına bakalım, aynı şeyler vardı. Refah Partisi’nin söylemlerinde en önemli şey israftı. O dönemde ortaya koyulan eylemin aynısını yapıyoruz, bizi takdir etmeli, teşekkür etmeli. Kendi partisindeki belediye başkanlarına da ‘aynısını yapın’ demeli. Biz bütünüyle CHP’li belediyeler en iyiyiz demiyorum, eksiklerimiz, hatalarımız var. Ama diyorum ki hepimiz israfı önleyelim, düzenleyelim. Sadece AKP’li demiyorum. Bahsettiğim şey tümüyle 82 milyon insanın parasını korumak. İBB’nin konsolide bütçesi neredeyse 60 milyara doğru gidiyor. Siz tasarruf imkanlarıyla öyle büyük hizmetler gerçekleştirebilirsiniz ki. 60 milyara dayanan biz sistemde sizin ortaya koyacağınız tasarrufla Türkiye’nin GSYH’ının verimli kullanılmasına katkı sağlarsınız.”

‘EVDE BAKIM HİZMETLERİ AKSAMAYACAK’

“1250 araç, İSKİ’deki araçları da katınca 1500 araç eksilmiş oldu. 5 yılda 300 milyon lira az mı geliyor insanlara bunu anlamıyorum. Bu kadar araç azaldı, bizim işimizde hiçbir sıkıntı yaratılmadı. Bir belediye meclis üyesi somut bir örnek verdiğini söyledi. Hemen araştırın dedim arkadaşlara, sebep olarak hizmete giden arkadaşımızın cenazeye gitmesinden dolayı olan sorunu gündeme getirdiler. Aksamayacak, biz biliyoruz bunu. Özellikle koruyucu sağlık hizmetleri belediyenin önemli işlerinden biri olmalı. TTB ile toplantı yaptık, onlar da aynı tanımı yaptılar. Hastanelerin altından kalkamaz belediyeler ama kadın sağlığı merkezleri kurma taahhüdümüz var ve çalışıyoruz. Bizim evde bakımla ilgili işlerimiz aksamamamıştır, aksamayacaktır.

‘İBB TRT DİZİSİNE NİYE 25 MİLYON AKTARSIN’

“Misafirhanelerimiz olabilir, buna dönük yerler açılabilir, geçici hizmet veren alanlar açabilirsiniz. Bir diziye sponsor olmazsınız öyle bir yapıyı kazandırırsınız. Bir TRT dizisine 20-25 milyon lira niye aktarsın İBB. Diziye sponsor olmak belediye şirketlerinin işi mi? Televizyon buna reklam alır ve para kazanır. Bu ve bunun gibi sorgusuz sualsiz yapılan harcamalardan kurtarıp bu parayı tekrar İstanbul halkının cebine sokuyorsak bunu ilk alkışlayacak olan Sn. Cumhurbaşkanı’dır. Biz takdir edilesi bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Bakın Sayıştay’dan müfettişler geldi, uzun zamandır gelmemişler, inceleme yapacaklar, yapsınlar zaten.

‘8 İLÇEDE SÜT DAĞITACAĞIZ’

“Masrafları kısıyoruz ama sosyal yardımı güçlendirdik, güçlendireceğiz. Öğrenci bursunu soruyorlar, çalışıyoruz. Ben bu taahhütleri ocak ayında verdim. Birçok konuda insanlar bunu niye yapmadın diyebilirler, beklentilerin yüksek olduğunu görüyorum ve mutlu oluyorum. Bunların hepsine çalışıyoruz. Aile sigortası denen bir tanımı hayata geçireceğiz belki. Bütün ailelerin gelirle ilgili raporunu ortaya çıkardıktan sonra biz açlık sınırının altında olan bir ailenin gelirini açlık sınırına kadar tamamlayacağız. Ekmeğini, suyunu, sütünü vererek tamamlayacağız ama hemen olacak bir şey değil. Bunu İstanbul’un yoksulluk envanterini çıkarıp yapacağız. Tek bir yardım üzerinden ve vatandaşımıza yakışır biçimde insanların evine teslim ederek ya da kartını vererek 2020 yılının ilk çeyreğinde hayata geçireceğiz. Bazı işlemlerimizde örnek veriyorum 16 Ekim’de Dünya Gıda Günü’nde süt dağıtımına 8 ilçemizde başlıyoruz. Bu çok değerli bir şey. Geçenlerde yaptığımız çalışmaya göre 1 yıllık araç tasarrufundan, nüfusu yüksek ilçelerde yapacağımız bu dağıtımın değerini karşılayacağız.”

İŞTEN ÇIKARILANLAR

“Son 30 yılın en büyük işsizlik rakamlarına ulaştık, devletin raporları da bunu söylüyor. (İşten çıkarılanlar meselesi) Bir iş yerinin disiplinine uymayan, yöneticisine hakaret eden, toplumsal değerlere ters düşen tavır ve davranışlarda bulunan insanlar da var. Bir de üst düzey yönetimde çalışmak istemediğimiz insanlarla yolumuzu ayırdık. Bir de 31 Mart-23 Haziran arası işe alınanlar. Birincisi isimleri bilmem, ikincisi WhatsApp’tan bir hemşehrimiz yazmış, 4 yıldır Medya AŞ’de muhabirmiş. Bizim çalışma arkadaşlarımız, kurumlarda mevcuttur, çalışmak istemediğiniz bazı insanlarla bahsettiğim şeylerden olabilir, haklarını vererek yolunuzu ayırabilirsiniz. Siz 31 Mart seçimine 20-25 gün kala niye eleman alırsınız? 31 Mart-23 Haziran arasında alınan eleman sayısı 1558. Ben 18 gün görevde kaldım değil mi? Ne yaptım, bir kişi bile işe almadım. Siz 6 Mayıs’ta bizim mazbatamız elimizden alınınca binlerce insanı işe alıyorsunuz, neye istinaden? Bu seçime dönük bir hamledir. Ben elbette gösteri yapan masum insanlara üzülüyorum ama onlara biz haksızlık yapmadık. Onlara yanlışı yapan o seçim döneminde onları işe alanlardır. 31 Mart seçimine 1 ay kala işe alınan kişi sayısı 820. 31 Mart günü seçim var, 29 Mart Cuma günü bile insanları işe alıyorsunuz, nedir yani bu. Ben Beylikdüzü’nde talimat verdim eylül ayında, acil ihtiyaçlar hariç tek bir kişi bile işe almayacaksınız. Dolayısıyla o gösteri yapanları mağdur eden biz değiliz, mağdur eden hiçbir şekilde ilana çıkılmadan, halka duyurulmadan ihtiyaç dışı işe alınan insanlarla ilgili bir süreçtir. 2378 kişi işe alınmış, yaklaşık 1300 kişiyle de ilişiğimiz kesilmiş. Örneğin, 15 Temmuz kahramanı kovuldu deniyor, kendisi ayrıldı. Niye ayrıldı, görev yerinde değişiklik yapıldı ve beğenmedi, kendisi işten ayrıldı. Ben insan kaynakları master’ı yaptım. 89 yılı itibariyle Bağ-kur’luyum. Babam beni bir emekçi olarak yetiştirdi. Çalışanın halinden ben anlarım, hak yemem, hakkımı da yedirtmem. Kimsenin hakkının yenmesine müsaade etmem, toplumun hakkını da birilerine yedirtmem.”

’13 KADRO İÇİN 5 BİN BAŞVURU YAPILDI’

Medya AŞ 13 kişi eleman alacak, ilana çıkacaksınız dedim. Söz verdik, süreci böyle yöneteceğiz. 13 arkadaş için ilana çıkıldı, gelen başvuru sayısı 5 bin civarı. Bütün bu süreçleri unutturup sabahtan akşama kadar belediye önünde davul çalınıyor, böyle bir gösteri olmaz, böyle bir hak yoktur. Buna müsamaha gösteriyor ama bir başkası AKP’nin önüne gidiyor, yaka paça tutuklanıyor. CHP’nin önünde afiş asılıyor, ‘Ey Kılıçdaroğlu’ diye, siyasi arenalara dönüştürmek hoş değil. Bakın ben emek üzerinden siyaset yapmadım, insanlara söz verdim, ben bu kentin kurumunun kapılarını liyakate açacağım dedim. Bakın gençler bana sarılıyorlar ‘artık ben hayallerimi bu kentte kuracağım’ diyor. İnsanlar ben çalışırsam olur, emek verirsem olur demesi için adaletli olunması lazım. 130 bin kişi KHK’lı, memuriyetten men edildi, 46 kişi intihar etti, yani bu süreçler sağlıklı gelişecek, bizim bu sürecimize dair laf yetiştirecekler, vekiller gelip şov yapacak, gelen bir vekilin bizden nasıl maaş aldığıyla ilgili kayıtlar var. Ben İstanbul halkına adil olmaya söz verdim, partizanlığı söküp atacağım dedim. Gidip bir partiye kayıt yap, il ilçe başkanı onay verirse işe gir, o devir bitti kardeşim. Hangi partili olduğuna bakmaksızın işe gireceksin. Benim on binlerce çalışanla bir derdim mi var, yok. Tespit ettiğimiz çalışanlarla ilgili işlem yapıyoruz, milletin hakkını birilerine yedirmeyeceğiz. Çıkarırken üzülüyorum ama onlara yanlış yapanlar işe alanlardır.”

‘SEÇİME GİRİYORSUN SONRA GÖREVDEN ALINIYORSUN, BU OLMAZ’

“Değerler üzerinden siyaset yapıp ben seni tuş ettim, sen beni edemedin… Seçimde yaşadık bunları, ayıp şeyler. Tehditler yaşadık. Bu işlerle hiçbir siyaset tutmaz. Bizim arayışımız hak, hukuk, adalet. Birbirimize terörist, vatan haini diyeceğiz, böyle bir nalayış olabilir mi? Yargısız infaz bu ülkede olabilir mi? Rahmetli Adnan Menderes’in anma törenindeydim. Ne oldu? Demokrasinin yok sayıldığı bir işlemle yapılan bir işlemle herkesin vicdanı yanıyor. Beğenir, beğenmezsin. Ama hukuksuz bir işlem vicdanlara sığmıyor. Ben kamu yöneticisinin bin düşünmesi bir konuşması lazım diyorum. Böyle olmalı. Ben ne yaptım? Batman’a gidecek miydim, gidecektim. Bu olay vuku bulunca kendimi mesul hissettim. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir belediye binasına gittim. Diyorum ki suç varsa suçun türü belirlenir, yargılama yapılır ve gereğini yaparsınız. Hiçbir hukuksuz davranış vicdanlara sığmaz. Biz bu seçilmişlere müdahalenin demokratik dışı terör örgütlerine o alanda fırsat tanımak anlamına gelir dedik. Feryat eden annelere gelelim. Elbette yanlarındayız ya. Biz terör faaliyetlerinden kurtulmak isteyen ve bu konuda kurtulsa sıçrama yapabilecek bir ülkemiz var. ama kurtulmanın da metotları var. Yaptığımız konusunda aynı yerdeyiz. Bu ülkenin yasası size müsaade ediyor, seçime girmende hiçbir engel yoktur. Seçiliyorsun, sonra görevden alınıyorsun, bu olmaz. Ben o annelerimize Allah sabır versin diyorum, yanındayız, her yere gitme şansımız mümkün olamıyor. Biz bu sorunları hep beraber çözmek zorundayız, bu ortamlardan siyaset üreterek bir şey elde edemezsiniz. Ben kimsenin vatanperverliğini alıp karşıma sorgulayamam. Hiçbir Allah’ın kulu da benim bağlılığımı, inancımı sorgulayamaz. Atatürk posterini niye hediye etmiş? Atatürk’ün tablosunu bugüne kadar hediye edemeyenler, orada burada başka dil kullananlar utansın. Ben her yerde aynı değerlerimle konuştum. Ben böyleyim, hiç de değişmeyeceğim.

“Bugün rahmetli Menderes’i anma töreninde konuştuk İçişleri Bakanı’yla, nasılsınız dedi, bugün sıcak bir merhabamız vardı. Umarım herkes yaptığı görevin bilincinde ve o alanı en iyi şekilde temsil etme bilinciye hareket eder. Bazı şeyler geçmişte kaldı. Bu tarz olumsuz, kötü cümleleri duyarken söyledim. Kötü söz sahibinindir, ben de iyi şeyler söylemek için yola çıktım.

‘BAHÇELİ BANA SÖYLEMEDİ’

“Sayın Bahçeli kırık sandalyeli dediğine göre bana söylemedi. Benim kırık sandalyem yok. Benim milyonlarca sandalyem var ve çok sağlam. Kırık sandalyeyle kimi ima etti bilemiyorum.”

“Bir kere Muharrem İnce benim Cumhurbaşkanı adayım, dolayısıyla benim partimde Grup Başkanvekilliği yapmış, dostluğumuz olan bir arkadaşım. Böyle bir muhabbete girilmesine müsaade etmem. İnceciler şucular bucular kuruma zarar verir. Belediyede de diyorum, bana değil kuruma, halka hizmet edin. CHP’de de herkes kurumsallığa hizmet edecek. Hiçbir zaman bireysel varoluşlara hizmetin fayda verdiğine inanmayan birisiyim. O yüzden kurumun varlığı benim için önemli. Genel başkanınıza bağlı, ona bağlı akıl ve hizmet üreten partinizin araç olduğu bir atmosferi yaratırsınız. Benim bakış açım budur. Şu an İBB Başkanı’yım, doya doya hizmet etmek istiyorum. Benim alanım o, ona yoğunlaşmış biçimdeyim, bütün arkadaşlarımın da hassasiyetle buna uygun davranma görevi vardır. İnce kendi tabiriyle benim partili akrabamdır.”

DİĞER PROJELER…

“Çok verimli görüşmelerimiz sürüyor. Dediğim gibi İstanbul’un metro hatlarını donatmamız gerekiyor. Yeşil alanlarla ilgili Beylikdüzü’ndeki yaşam vadisinin kalan kısmını bitirerek örnek bir yaşam vadisini tanıtmış olacağız. Alibeyköy Barajı’nın bitişiğinde bir orman var, 26-27 Ekim’de bu 5,5 km karelik bu yeşil alanı İstanbul’un hizmetine sunacağız.

“20’ye yakın meydan üzerine çalışıyoruz. Bakırköy, Kadıköy, Bağcılar, Esenler Meydanı var. Bazı mekanların kendi kabiliyetlerini oluşturma konusunda önceliklerimiz var. Özellikle 3-4 meydanda kamuoyuna açacağımız kısmi yarışma modeliyle bütün insanların içine katılacağı sistemle kullanım açısında en iyi noktaya getireceğiz. Bu işlerin çok yoğun bütçeleri yok, uygun fiyatlara çok güzel işler yapabilirsiniz. zaten meydanlar ile şehrin ruhunu değiştireceğiz. Harem Üsküdar arasında bir düzenleme çalışmamız var, Harem’i taşıma projemizle beraber orada dünyanın en güzel panaromasını sunan bir projeyi harekete geçireceğiz. İnşallah 29 Ekim’de oradan bütün İstanbul’u izleyeceğimiz şekilde kutlayacağız.

“Bu ayın sonunda kreş projelerimizi 28 Eylül’de insanlarımıza tanıtacağız. 15 noktada işimize başladık, hedefimiz 1500-2000 çocuğa bu yılın sonunda hizmet vermek. Çok ciddi bir katılım ve bağışçı bekliyoruz. İnsanlar bizimle irtibatta. 1 milyon 200 bin kreş yaşında çocuğu geleceğe hazırlayacak koşulları ortaya koymalıyız. Bizimle işbirliği yapacak kurumlarla kreşleri bu kente hediye edeceğiz. Yeni nesil pırıl pırıl kreşlerle çocuklarımızı buluşturacağız. 28 Eylül’de tanıtımını yapcağız. Temel hedef sadece çocukları hazırlamak değil, özellikle bu ilçelerde yaşayan ve hayata katılamayan akdınların hayata katılmasını sağlamak için de öncü adımlar atmış olacağız.

“Adalar’da çok önemli ve verimli bir çalıştay yapıldı. Ekim ayında faaliyete geçireceğiz. Nostalji anlamında makul ölçüde faytonun kalacağı, büyük oranda faytonun olmayacağı biçimde Adalar’ı hedefliyoruz. Elektrikle çalışan sistemle insanları daha küçük araçlarla evlerine erişimi düşünülüyor. Ekim ayında sorunu kökten çözecek biçimde insanlarımızla buluşturacağız. Atların ölümleri yıllara dair bir istatistiktir. Ekim ayında insani bir düzenle kalan az sayıdaki fayton çalışmasıyla ilgili mutlak sıkı denetimin ve hayvanların sağlığıyla ilgili denetimin alındığı bir ortamı sağlayarak çağdaş ulaşımın ortaya konulduğu bir çalışma olacak. Bütün aktörleri de işin içine katıyoruz. Bütün taraflar oradaydı. Ekim ayında bu süreci nihayete erdireceğiz.”

Arti gercek

Kati Piri’den ‘Demirtaş dayanışması’

Kati Piri’den ‘Demirtaş dayanışması’

Avrupa Parlamentosu eski Türkiye raportörü Kati Piri, AİHM’de görülecek Selahattin Demirtaş davası öncesi, Başak Demirtaş’la yan yana geldi. Piri, dayanışma içinde olmaktan gurur duyduğunu ifade etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nde görülecek olan Selahattin Demirtaş duruşması öncesi, Avrupa Parlamentosu eski Türkiye raportörü Kati Piri’den bir paylaşım geldi.

#demirtasdavasıaihmde hashtag’iyle paylaşımda bulunan ve Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’la yan yana poz veren Piri, “Yarın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Demirtaş davası var. Onun eşi Başak’la orada dayanışma içinde olmaktan gurur duyuyorum,” ifadelerini kullandı.

Dilek İmamoğlu: Sadece Başak Demirtaş değil, tüm siyasilerin eşleri bir araya gelebilmeli

Dilek İmamoğlu: Sadece Başak Demirtaş değil, tüm siyasilerin eşleri bir araya gelebilmeli

31 Mart seçimlerinde İBB Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, “Katıldığım birçok program ve mitingde o sevgiyi, insanların gözlerindeki umudu görüyordum” dedi. Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ile görüşmelerine değinen İmamoğlu, “Siyasetçilerin eşleri olarak aramızdaki koordinasyonun artırılması, yaşanan engel ve sorunların işbirliğiyle aşılması gibi amaçlar doğrultusunda ilerlememizden daha güzel ne olabilir? Sadece Başak Demirtaş değil, tüm siyasetçilerin eşleri bir araya gelebilmeli” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, 31 Mart seçimlerini kazanacaklarını bildiklerini söyledi. “Ekrem’in enerjisine, çalışma performansına sonuna kadar güveniyordum” diyen Dilek İmamoğlu, “18 günlük başkanlığının ardından mazbatası elinden alınınca üzüldük. Ancak 23 Haziran’da gördük ki yaşanan sürecin ardından her şey katlanarak daha güzel oldu. Ekrem İmamoğlu sevgisi, insanların bu davaya olan inancını katlayarak büyüttü. Katıldığım birçok program ve mitingde o sevgiyi, insanların gözlerindeki umudu görüyordum. Ve bunun sonucunda İstanbul ikinci defa Ekrem İmamoğlu’na güvenini, desteğini gösterdi. İstanbul seçtiği ve sevdiği başkanına kavuştu” dedi.

Cumhuriyet’ten İlayda Kaya‘ya konuşan ve eşinin daha önce belediye başkanlığını yaptığı Beylikdüzü’nün örnek bir kent olduğunu söyleyen Dilek İmamoğlu, “İstanbul’un en düzenli ilçesi olarak gösteriliyor. Başta Hollanda olmak üzere Avrupalıların turlar düzenleyip geldikleri, en çok konut aradıkları ilçe olduğu da haberlere yansıdı. Şehircilik konusunda örnek gösterilen ülkelerden Beylikdüzü’nü tercih etmeleri büyük bir gururdur. Ekrem, şimdi bu gururu tüm İstanbul’a yaymak için çalışıyor. Kadınlar, çocuklar ve engelliler için Beylikdüzü’nde yaptığımız projeleri tüm İstanbul’a yayacağız. İstanbul birçok kültüre ev sahipliği yapmış köklü ve çok renkli bir şehir. Bu renklilik İstanbul’u dünyanın en özel şehirlerinden biri haline getiriyor. Gençlik yıllarımızda güvenlik ile ilgili kaygılarımız çok daha azdı. Ekrem de ben de kadınların daha özgür ve güvenlik ile ilgili kaygılarının en az düzeyde olduğu bir İstanbul istiyoruz. Ekrem’in ilk icraatlarından birinin Esenler Otogarı’nın düzenlenmesi, burayla ilgili güvenlik kaygılarının ortadan kaldırılması yönünde olması konuya verdiği önemin yansımasıdır” ifadelerini kullandı.

Belediyedeki israfa da değinen Dilek İmamoğlu, “Adam kayırmacılığın önüne geçilmesi için de ciddi bir yol alındı. Sonuçta belediyenin her kuruş harcaması halkın cebinden çıkmaktadır ve İstanbul halkının parasını kimsenin israf etmeye hakkı yoktur. İstanbul’un simge binası olan Saraçhane binasının kütüphaneye dönüştürülmesi çalışmaları devam ediyor. İstanbullu belediye binasında olacak kütüphanede İstanbul’u yaşayacak. Sorunuzun cevabına dönersek Ekrem’in ve ekibinin çalışmalarını bir kadın, bir anne ve İstanbullu olarak çok beğeniyor ve geleceğe umutla bakıyorum” dedi.

‘KADINA YÖNELİK PROJELERE DAHA HASSAS YAKLAŞIYORUM’

Ekrem İmamoğlu ve ekibinin tüm projelerini bir kadın ve anne olarak desteklediğini söyleyen Dilek İmamoğlu, “Hepsi İstanbulluların mutluluğu için oluşturulan projelerdir. Tabi ki kadınlar için yapılan projelere daha bir hassas yaklaşıyorum. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için kadın, erkek, çocuk herkesin eğitilmesi, bilinçlenmesi, maddi-manevi olarak daha iyi yaşam şartlarına kavuşturulması gerekmektedir. Örnek proje olarak Beylikdüzü’ndeki İş’te Destek projemizi vermek isterim. Burada çalışmak isteyip evde küçük çocuğu, yaşlısı olan tüm zamanlı çalışamayan kadınlara yönelik bir proje gerçekleştirildi. Bu projeyle kadınların yarı zamanlı çalışması sağlandı. Çalışma saatlerini kadınlar kendileri ayarladılar. Bu ve bunun gibi pek çok kadının yanında yer alan proje tüm İstanbul’a yayılacaktır. Ben de kadınlar adına bunu dile getirmekten geri durmayacağım” vurgusunu yaptı.

“Liderlik üzerine doktora yaptınız. Peki, eşiniz nasıl bir lider?” sorusunu yanıtlayan Dilek İmamoğlu, seçim sürecinin yoğunluğunda eğitimini atlamadığını dile getirdi. “Tabii ki bunu Ekrem’in desteğiyle başardım” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Ekrem’in özeni, geleceği görerek olası yanlışlara düşülmesini önlemesi, çözüm üreten yapısı beni de bu anlamda besledi. Ekrem’in ‘hak yemem, hakkımı da yedirmem’ yaklaşımı İstanbul’un Belediye Başkanının tüm duruşuna damgasını vurmaktadır. Doktoramı verdiğim liderlik konusunda ‘Ekrem tam bir doğuştan lider niteliğinde’ diyebilirim” dedi.

Kadına şiddet konusunun kabul edilemez olduğunu belirten Dilek İmamoğlu, “Bu konuda devlet, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve tüm vatandaşlar olarak üzerimize düşeni yapmalı, sorumluluk bilinciyle gerekli hassasiyeti göstermeliyiz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim en önemli konudur. İki yetişkin erkek ve bir küçük kız evlada sahip bir anne olarak bu konudaki duyarlılık ve hassasiyetim kelimelerle anlatılamayacak kadar büyüktür. Ne mutlu bana ki, en az benim kadar kadına şiddetin önlenmesinin önemine inanan, sürekli olarak projeler geliştiren, çalışmaları destekleyen bir eşim var. Ekrem ve ekibi İstanbul’un güvenli, huzurlu, çocuklarını gönül rahatlığıyla yetiştirecekleri, eğitim-sağlık-barınma gibi ihtiyaçlarının en iyi şekilde sağlandığı keyifli bir şehir olması için elinden geleni yapacaktır” diye belirtti.

Cezaevinde tutuklu bulunan eski HDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ile bir araya gelmelerine de değinen Dilek İmamoğlu, “Ekrem de ben de siyaset yapan kişilerin ailecek tanışmasını önemli buluyoruz. Bu buluşmaların siyasetin sert yüzünün yumuşamasına katkı sağlayacağına inananlardanım. Kadın dokunuşuyla güzellikleri artırmak üzere sinerji yaratılabilir, bu yönde çaba göstermeye devam edeceğimi ve ortaya koyulan çabaları destekleyeceğimi vurgulamak isterim. Siyasetçilerin eşleri olarak aramızdaki koordinasyonun artırılması, yaşanan engel ve sorunların işbirliğiyle aşılması gibi amaçlar doğrultusunda ilerlememizden daha güzel ne olabilir? Sadece Başak Demirtaş değil, tüm siyasetçilerin eşleri bir araya gelebilmeli” dedi.

DUVAR

Ekrem İmamoğlu: Erdoğan bize teşekkür etmeli

Ekrem İmamoğlu: Erdoğan bize teşekkür etmeli

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haber Global’de Erdoğan Aktaş ile Eşit Ağırlık programının konuğu oldu.

 

Canlı yayında soruları yanıtlayan Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

(Önceki gün İnönü Ailesi’nin verdiği davette “Sandalyesi sallanıyor”a karşı “Sizin de koltuğunuz sallanıyor” ifadeniz oldu mu?)

Yok yok, öyle bir şey olmadı. Sayın Sevinç İnönü’nün belediye başkanlığımızı kutlamak adına davet ettiği bir ortamdı. Sohbet esnasında bu espriler yapılırken bir kemençe ustasının bir parçası vardı. Onun dörtlüğünü okuduk. Bana ait bir söz olarak değil. Yani o sözler bana ait değil.

Yenikapı’daki araçlarla ilgili yapılan bir yanlış varsa ortada soruşturma açacağız. Araç tasarrufuyla ilgili kimse kimseyi yanıltmasın.

Sizin kişisel olarak Cumhurbaşkanı’ndan bir randevu talebiniz var mı?

Yerel yönetimle ilgili konuşacağımız çok konular var. En son bir genelgeyle şirketlerle ilgili yaşadığımız beledi iştiraklerinde yönetim kurullarının oluşması, meclis onayına gidilmesi gibi hususlar var.

Bu tür genel konuları konuşacağız. İstanbul öyle bir masada konuşulacak bir şehir değil. 16 milyonluk şehir. Uzun yıllar sonra bir değişimi de yaşamış, hem politik olarak gündemde, bizler gündemdeyiz, her diyalog sorgulanıyor ama bir yandan insanlar hizmet bekliyor. Tek önceliğim o. İstanbul’a belediye başkanlığı yapmış birisi olarak Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme talebim olacak.

Kendisinin de olabilir. İstanbul için yapacağınız her şey Türkiye adına gündemdir. Görevimiz gereği hiç bir ön yargımız olamaz. Yapacağımız tüm diyaloglar toplum lehine. Seçim bitti. Oy veren vermeyen yok. Bu talebimizi elbette ki somut konular üzerinden yapacağız. Siz de farkındasınızdır kendileri de İstanbulla ilgili konulara birçok konuşmasında değiniyor. Kentsel dönüşümü de bizimle konuşmaları doğru.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuyla ilgili bir toplantı düzenledi. Herhalde bir ıskalama oldu diye düşünüyorum, İBB orada yoktu.

Aslında hiç kimsenin bir seçilmişe mesafe koymak hakkı da yoktur. Milletimiz hizmete bakacak. İşbirliği, ortak çözüm talep edeceğiz.

Seçimden önce de söylediniz, israftır dediniz ve Yenikapı’da araçları sergilediniz. Daha sonra yeni bir ihale açıp yeni araç aldınız mı?

Kaç gün oldu diye sordunuz, bugün itibariyle 77 gün. İnsanlar bizi 31 Mart’ta seçildi diye düşünüyor. Bu kritik bir durum. Ankara’yla aynı tarihte başlamışız gibi bir düşünce var. Hatta bazı arkadaşlarımızın psikolojisinde sanki biz yılbaşından beri görevdeyiz. Kampanya döneminden bu yana yani. Toplum bu dönemin dilini muazzam kabullendi. Ağustos bitti sanki biz 8 aydır ya da 5 aydır görevdeyiz gibi. Hayır, 2.5 ay. Bu konuda sizi net aydınlatmak istiyorum.

Birincisi, israfın küçüğü büyüğü olur mu?

İsrafla alakalı verdiğimiz mücadeleyi, bugün bile zamları konuşuyoruz, temelde ekonomiyle ilgili süreç sıkıntılı gidiyorsa, fakirlik, işsizlik, döviz, faizi üst üste koyduğunuzda İstanbul’da israfı engellemek için bir mücadele veriyorsak, bizi ilk tebrik etmesi gereken evvela Sayın Cumhurbaşkanı. Araç konusunda israf var. Toplum bunu görüyor zaten.

1730 aracı ihtiyaç fazlası olduğu için iade ettik.

730 aracı sergiledik Yenikapı’da. Bunu yaparken aslında 31 Mart öncesi çok vurguladığımız 18 günlük süreçte bu konuya çalıştığımız söyledik. 5 Mayıs’ta bizim mazbatamız elimizden alındı. O süreçle 23 Haziran arasında 514 araç iade edilmişti zaten. Bunların en az 100 tanesi, diyorlar ya bu araç lüks değil, markası yüksek ücreti yüksek araçlardı. 1250 aracı sistemden çıkarttık. Toplamda 1250 aracın yıllık israf bedeli 50 milyon TL. 5 yılda 250 milyon lira. Bu 125 tane kreş demek. Bu ne demek? 13-14 bin çocuğumuza okul öncesi eğitim vermek demek.

Geri iade ettin, İSKİ’ye neden yeni araç aldın? Her kurumun ihtiyacı farklı. İSKİ’nin olayı net. Eski müdür İSKİ dönemiyle ilgili doğaldır 2 yıllık araç ihalesi istedi. Biz iptal ettik. Aynı şartname ile.

Erdoğan israfla mücadelede bizi takdir etmeli, bize teşekkür etmeli. Kendi belediye başkanlarına demeli ki, “aynısını yapın”

Gercek gündem

Metrobüslerde ‘klima’ tartışmaları: CHP kazandı diye pasif direniş mi yapıyorsunuz?

Metrobüslerde ‘klima’ tartışmaları: CHP kazandı diye pasif direniş mi yapıyorsunuz?

İstanbul’da metrobüs şoförüyle yolcular arasında çalıştırılmayan klimalar nedeniyle sık sık tartışmalar yaşanıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasının ardından belediye, İSKİ, İETT ve metrobüs hizmetlerinde yaşanan aksaklıklara İstanbullular değişik biçimlerde tepki gösteriyor.

Sokaklarda patlayan kanalizasyon borularının tamir edilemediği Sarıyer’in Şenevler Mahallesi’nde halk seçimleri CHP kazandı diye AKP’li belediye görevlileri mahalleyi cezalandırıyor şikayetiyle belediyeye başvurdu. Başvurunun ardından sorun ertesi gün çözüldü.

İETT otobüsleri, metro ve metrobüslerde klimaların talep edilmesine rağmen açılmamasına İstanbul’un bir çok semtinden tepkiler yükseliyor.

‘CHP KAZANDI DİYE PASİF DİRENİŞ YAPIYORLAR’ İDDİASI

En son bu sabah Beylikdüzü durağından metrobüse binenler, agzına kadar dolu araçta klimanın çalıştırılmamasına tepki gösterdi.

Metrobüs şoföründen defalarca klimayı açması için seslenen yolculara rağmen klimayı açmayan şoföre yolcuların tamamı tepki gösterdi

tepkilerin çoğalması üzerine sadece havalandırmayı açan metrobüs şoförüne yolculardan bazıları, “Neden klimayı açmıyorsun. Seçimleri CHP kazandı diye pasif direniş mi yapıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

Arti gercek

Kılıçdaroğlu: İktidar erken seçime gidebilir

Kılıçdaroğlu: İktidar erken seçime gidebilir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Seferihisar’da konuştu: “İktidar zorunlu olarak erken seçime gidebilir. ‘Ben yönetemiyorum artık, erken seçime gidiyorum’ diyebilir.”

Yerel seçimlerden sonra muhalefetin erken seçim isteyebileceği yapabileceği yorumlarına karşın, bu yönde bir çağrı yapmayacaklarını söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Seferihisar’daki konuşmasında ise iktidarın erken seçim kararı almak zorunda kalabileceğini ifade etti.

CHP lideri dün ilk olarak Denizli Babadağ’da halka hitap etti. Babadağ Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, konuşmasında Borçlanma Genel Müdürlüğü’ne tepki gösterdi. Hükümetin borçları yönetemediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Tank Palet Fabrikası’nın özelleştirilmesinin vatandaştan gizlendiğini ileri sürerek 1105 sayılı kararnamenin niçin Resmi Gazete’de yayımlanmadığını sordu. Kılıçdaroğlu, “Ben o kararnameyi biliyorum. O kararname nerede olursa olsun bulur milletin önüne koyarım” dedi.

Öte yandan seçimler öncesinde açıkladıkları ‘uyulması gereken 7 maddelik liste’yi hatırlatan Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarına bir kez daha ayrımcılık yapmamaları konusunda uyarıda bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından başlıklar şöyle:

VATANDAŞIN OYUNA SAYGI GÖSTERECEKSİN: Belediye başkanları göreve başlarken onlara 7 kuraldan asla ayrılmayacaksınız dedim. Bunlardan biri ‘asla ayrım yapmayacaksınız’dı. ‘Efendim bu mahalle bana oy vermedi onları cezalandıralım’ demek eski siyaset anlayışıdır. İnanıyorsan demokrasiye vatandaşın oyuna saygı göstereceksin.”

HESABINI VERECEKSİN: Belediye başkanlarımız para harcarlar ama milletin parasını harcarlar. Bunun için yaptığınız her harcamanın hesabını millete hesap vereceksin. Çünkü milletin parasını harcıyorsun. Bu devlette yeni bir anlayış demektir. Ben bazen soruyorum bu şehir hastanelerini kaça yaptın? Bir liralık işi 10 liraya yapıyor, aradaki 9 lirayı cebe indiriyorsan ben bunun hesabını sorarım. Kul hakkı çok önemli. Kul hakkının yememenin temel kuralı harcanan her kuruşun hesabının millete verilmesidir. Kardeşim ben sana yol yaptın diye bir şey demiyorum, başımın üstüne, ama kaça yaptın? Çünkü onun parasını millet ödüyor. Ali Başkan pazar yerini kaça yaptığını, hangi belediyelerin bu süreçte kendisine katkı yaptığını sizlere söyleyecek. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi verir. Süt, bez alısınız vergi verirsiniz. şimdilik aldığınız havada vergi yok. Musluğu açınca beş çeşit vergi ödersiniz. Bu vergiler sizin haberiniz olmadan sizden alınıyor. Ben vergi veriyorsam kimin neyi kaça yaptırdığını bilmek zorundayım. Ama hayır işi yapar biri ona sormayız bunu kaça yaptın diye, Allah razı olsun deriz. Ama sizin oylarınızla seçilen bir kişi sizin paralarınızla yatırım yapıyorsa hesabını vermek zorundadır.

SURİYELİLERE NEDEN KIZIYORSUNUZ? Türkiye’de ekonomi iyiye gitmiyor. Her evde işsiz var. İşsizliğin ne olduğunu acaba Türkiye’yi yönetenler biliyorlar mı? 3,5 milyon Suriyeli geldi. Savaştan kaçtılar. Sorun ne Suriyelilere kızıyoruz, neden? Onları buraya getirenlere kızın. Suriyelilerin ne günahı var! Onlar şimdi çalışıyorlar, bir de 40 milyon dolar verdik. Şimdi İdlib’de sıkıştık. 3,5 milyon Suriyeli Türkiye’nin kapısına dayanırsa şaşırmayın. Çünkü Esad ben ülkemde istemiyorum diyor. Benim evladım işsizken onların evlatlarının her birinin eli yağda, balda, Suriyeliler asgari ücretin altında çalışıyorlar. Biz yeni bir siyaset anlayışı başlatıyoruz; kavgasız, gerilimsiz. Kavga bize ne getirdi? Hangi savaştan kim kârlı çıkmıştır ki? Orta Doğu’da yaşayanların tamamı bizim akrabalarımız. Orada da Araplar, Kürtler, Ezidiler, Türkler var, burada da var. Türkiye bu bölgenin en güçlü ülkesidir. Bu bölgeye en büyük ekonomik açıdan yatırım yapacak bir ülkedir. Ekonomik açıdan bölgeyi denetleyebilecek gücümüz var.

O KARARNAMEYİ HALKIN ÖNÜNE KOYARIM: 17 yılda bir iktidar düşünün, vergi alıyor, yetmiyor, fabrikaları satıyor. O da yetmiyor arsaları satıyor. O da yetmiyor, Telekom’u sattılar. Telekom çok önemli çünkü onu alan aile bankalardan kredi aldı, o borcu ödemesi, o borç bizim sırtımıza kaldı. Şimdi sıra geldi Tank Palet Fabrikası’na. İktidara destek verenler; bana dünyadan bir örnek gösterin. Kim silah fabrikasını başka bir ülkeye peşkeş çekiyor? Bir devletin silah fabrikası o devletin namusudur. Bunu söyledim, biz onu satmadık diyor. Allah büyük Resmi Gazete’de kararname var. Devletin Resmi Gazete’si. Tank Palet Fabrikası’nın özelleştirme kararı. Bunu eleştirince ikinci bir kararname çıkardılar. 1105 sayılı kararnameyi neden yayınlamıyorlar. Milletten neden gizliyorlar? Ben o kararnameyi biliyorum. O kararname nerede olursa olsun bulur milletin önüne koyarım.

ORDUMUZU DARMADAĞIN ETTİK: Ergenekon’du, Balyoz’du derken ordumuzu darmadağın ettik. Bir ülkenin genel kurmay başkanı terörist diye içeri atıldı. Şimdi beraat etti. Kimdi içeri attıran ve beraat ettiren? Devletin Silah Fabrikası’nı Katar’a satacaksınız, özelleştireceksiniz, olmaz. Amerika’da bir liman Suud’lara satıldı kıyamet koptu. Bizde silah fabrikası satılıyor. Hepimizin duyarlı olması lazım. Sarayda oturanların halktan koltuğu ve halkın dertlerinin bilinmediği bir süreç yaşıyoruz. Bir tarafta açlık, yoksulluk, işsizlik, yanlış dış politikayla gelen Suriyeliler, İdlib’de gerginlik var. Borçlanma Genel Müdürlüğü kurdular, niçin? Borçları yönetemiyorlar. Bunu da bereket versin, Resmi Gazete’de yayımladılar da gördük. Hepiniz düşünün, bu memleket hepimizin.

‘HER PARTİDEN İNSANARIMIZ CHP’YE OY VERSİN’

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Babadağ’ın ardından partisinin Serinhisar ilçe başkanlığının açılış töreninde geçti. Türkiye’nin kritik süreçte olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Türkiye iyi yönetilmiyor. İşçi memnun değil; çiftçi, esnaf, sanayici memnun değil. Her hanede huzursuzluk var. Türkiye içeride ve dışarıda savruluyor. İç ve dış politika ile ekonomide ciddi sorunlarımız var. Bütün bu sorunları karşılayamayan bir siyasal iktidar var. İktidar zorunlu olarak erken seçime gidebilir. ‘Ben yönetemiyorum artık, erken seçime gidiyorum’ diyebilir. Yerel seçimlerde önemli bir başarı sağladık. Demokrasiyi bu ülkeye getirmek için gerekli çalışmayı yaptık. Her kesimden ve her partiden belediye başkanlarımız oy aldılar. Şimdi biz yeni bir hareketi, Kuva-yi Milliye ruhuyla her görüşten insanın destek vereceği yeni anlayışı seslendirmek istiyoruz. Her partiden insanlarımız gelsinler, CHP’ye oy versinler. Biz Türkiye’yi yeniden ayağa kaldıralım.”

DUVAR

15 ay sonra 50 kişiyle gelip teslim oldu

15 ay sonra 50 kişiyle gelip teslim oldu

Suruç’ta Şenyaşar ailesine ait işyerinde yaşanan saldırıyla ilgili aranan AK Partili Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyi Enver Yıldız 15 ay sonra teslim oldu. Yıldız adliyeye yakını ve aşiretine mensup yaklaşık 50 kişi ile geldi. Şenyaşar ailesi, yargı sürecinde ilerleme olmadığı için oturma eylemi başlatınca savcılık davanın kısa süre sonra açılacağı sözünü vermişti.

Suruç’ta Şenyaşar ailesine ait işyerine yönelik saldırıda dört kişinin öldüğü, sekiz kişinin yaralandığı olayla ilgili aranan firari cinayet şüphelisi Enver Yıldız, 15 ay sonra yakınları ve aşiret mensubu 50 kişiyle birlikte adliyeye gelerek teslim oldu.

14 Haziran 2018 tarihinde Şenyaşar ailesinin işyerine gelen AK Parti Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları ile aile üyeleri arasında yaşanan olayla ilgili AK Partili vekilin ağabeyi şüpheli Enver Yıldız aranıyordu. 15 aydır saklanan Enver Yıldız, bugün yakını ve aşiretine mensup yaklaşık 50 kişi ile Şanlıurfa Adliyesi’ne geldi. Yıldız’ın teslim oluşu sırasında polis adliye binası ve çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı.
Saldırıda eşi Hacı Esvet Şenyaşar ve oğulları Celal ile Adıl Şenyaşar’ı kaybeden Emine Şenyaşar ile saldırıdan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar, yargı sürecinde ilerleme olmadığı iddiasıyla geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa Adliyesi önünde oturma eylemi başlatmıştı. Saldırıda AK Partili vekil Yıldız’ın kardeşi Mehmet Şah Yıldız da yaşamını yitirmişti.

DUVAR

%d blogcu bunu beğendi: